ABD’de rüzgar enerjisi projelerini ülke genelinde durdurmayı hedefleyen girişim resmen geri adım attı. Adalet Bakanlığı’nın 10 Haziran’da yaptığı gönüllü geri çekme başvurusunun ardından ABD First Circuit Temyiz Mahkemesi, pazartesi günü temyiz sürecini düşürdü. Böylece Başkan Donald Trump’ın rüzgar projelerine yönelik federal izin ve kiralama süreçlerini donduran kararına karşı verilen alt mahkeme hükmü yürürlükte kalmış oldu.
Davanın odağında, Ocak 2025 tarihli başkanlık emri yer alıyordu. Söz konusu emir, rüzgar enerjisi projeleri için federal izin ve kiralama işlemlerini geniş kapsamlı biçimde askıya alıyordu. Buna karşı açılan dava ise Mayıs 2025’te New York Başsavcısı Letitia James liderliğinde 17 eyalet ile Washington, DC’den oluşan bir koalisyon tarafından gündeme taşındı.

Temyizin düşmesi, ABD Bölge Yargıcı Patti Saris’in 8 Aralık tarihli kararını fiilen teyit etmiş oldu. Saris, Trump’ın yürütme emrinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiş, rüzgar projelerine getirilen kapsamlı yasağın “keyfi ve ölçüsüz” olduğunu ve başkanın yetki sınırlarını aştığını belirtmişti. Son gelişmeyle birlikte, bu değerlendirmeye karşı federal yönetimin itirazı da sonuçsuz kaldı.
Karar, enerji dönüşümünü destekleyen eyaletler açısından önemli bir hukuki kazanım olarak değerlendiriliyor. Çevre ve yaban hayatı savunuculuğu yapan gruplar da geri adımı memnuniyetle karşıladı. Onlara göre gelişme, temiz enerji yatırımlarının siyasi ve idari baskılara rağmen ilerlemeyi sürdürdüğünü gösteriyor.
Süreç yalnızca hukuki değil, aynı zamanda enerji politikası açısından da dikkat çekici bir döneme denk geliyor. Son dönemde Beyaz Saray kaynaklı politika, izin ve prosedür engellerine rağmen ABD’de temiz enerji üretim kapasitesi artmaya devam ediyor. Bu tablo, özellikle büyük ölçekli projelerde düzenleyici belirsizliklerin yatırım iştahını tamamen durduramadığına işaret ediyor.
Environmental Defense Fund ile Atlas Public Policy tarafından hazırlanan yakın tarihli bir rapora göre, ABD’de 2026 yılında devreye girmesi beklenen temiz enerji kapasitesi 79.7 GW ile rekor seviyeye ulaşabilir. Aynı rapor, yılın ilk çeyreğinde yaklaşık 8 GW büyüklüğündeki temiz enerji projelerinin iptal edildiğini de ortaya koyuyor. Yani pazarda bir yandan güçlü büyüme beklentisi korunurken, diğer yandan politik ve idari engeller nedeniyle kayda değer kayıplar da yaşanıyor.
Özetle son karar, rüzgar enerjisi projelerine yönelik federal blokajın hukuki dayanağını ortadan kaldırmış durumda. Bu da ABD’de enerji dönüşümünün, siyasi dirençle karşılaşsa bile mahkeme kararları ve devam eden yatırım planları sayesinde yoluna devam ettiğini gösteriyor.

