AI dünyasında son dönemin en tartışmalı başlıklarından biri, Moonshot’ın Kimi K3 modelini Anthropic tarafındaki Claude ailesinden damıtıp damıtmadığı sorusu. Konu sadece teknik bir model geliştirme tartışması olarak kalmıyor; ABD ile Çin arasındaki daha geniş teknoloji rekabeti nedeniyle jeopolitik bir boyut da taşıyor. Şimdi yayımlanan yeni bir araştırma ise bu tartışmaya farklı bir açıdan yaklaşıyor ve bazı AI servislerinde kullanılan API tasarımının, gizli akıl yürütme izlerinin açığa çıkarılmasına kapı aralayabildiğini savunuyor.
Araştırmanın merkezinde, modellerin yanıt vermeden önce ürettiği iç akıl yürütme metinleri yer alıyor. Normalde kullanıcılar yalnızca nihai cevabı görüyor; modelin “düşünce zinciri” ise şifreli bir metin bloğu içinde saklanıyor ve tarayıcı ile sunucu arasında iletiliyor. Bu yöntem bellek kullanımını azaltmak için tercih ediliyor. Ancak çalışmaya göre OpenAI, Anthropic ve Google gibi sağlayıcıların ekosistem genelinde ortak şifreleme anahtarları kullanması, ciddi bir güvenlik açığı yaratmış olabilir.
İddiaya göre daha güçlü modeller, örneğin Claude Opus, bu gizli düşünce bloklarını doğrudan ifşa etmeye karşı daha sıkı korumalara sahip. Fakat aynı şifreli blok daha zayıf ve daha ucuz bir kardeş modele verildiğinde, bu modelin korumaları yeterince katı olmadığı için içerik çözülebiliyor ve güçlü modelin iç akıl yürütmesi düz metin olarak ortaya çıkabiliyor. Çalışma, bunun yalnızca gizlilik değil güvenlik açısından da önemli sonuçlar doğurduğunu belirtiyor.
Riskler üç ana başlıkta toplanıyor. Birincisi veri ve kimlik bilgisi sızıntısı: geliştiricilerin çevrimiçi paylaştığı oturum kayıtlarında farkında olmadan hassas içerik bırakabildiği, çözülen örneklerde 367 kişisel bilgi parçası ile 182 gizli kimlik bilgisi, yani API anahtarları ve parolalar bulunduğu aktarılıyor. İkincisi güvenlik önlemlerinin aşılması: model tehlikeli bir nihai yanıt vermeyi reddetse bile, çözülen düşünce sürecinde değerlendirdiği zararlı adımlar görülebiliyor. Üçüncüsü ise gizli enjeksiyonlar: saldırganların bu görünmez şifreli blokların içine kötü amaçlı komutlar yerleştirerek AI iş akışlarını manipüle edebilmesi.

Kimi K3 tarafındaki tartışmayı alevlendiren bölüm ise araştırmacıların yaptığı karşılaştırmalar. Çalışmada, Claude Opus 4.8’in çözülen akıl yürütme izlerinin yalnızca %1’lik bir parçası Kimi K3’e verildiğinde, modelin sonraki düşünme biçimi ve nihai yanıtının Claude’un üslubuna ve ifade yapısına belirgin biçimde yaklaştığı belirtiliyor. Araştırmacılar ayrıca bazı Claude ve GPT akıl yürütme bölümlerinin, Kimi K3 içinden çıkarılmasının bir sonraki en yakın modele kıyasla yaklaşık 6 mertebe daha kolay olduğunu öne sürüyor.
Buna ek olarak Kimi K3’ün, DeepSeek-V4-Flash gibi diğer açık ağırlıklı modellere kıyasla Claude metnini tahmin etme ve devam ettirme konusunda alışılmadık derecede yüksek istatistiksel olasılık gösterdiği ifade ediliyor. Bu durum, doğrudan kanıt sunmasa da Kimi K3’ün Claude Opus akıl yürütme kalıplarıyla güçlü bir davranışsal uyum sergilediği şeklinde yorumlanıyor. Yine de bu bulguların tek başına kesin “damıtma” kanıtı anlamına gelmediğini not etmek gerekiyor.
Moonshot’a yönelik suçlamalar daha önce de ABD tarafında gündeme gelmişti. Tartışmada, Çinli geliştiricilerin gelişmiş NVIDIA hızlandırıcılarına dolaylı erişimle sınır seviye modelleri güçlendirmeye çalıştığı iddiaları da yer alıyor. Son dönemde Moonshot’ın NVIDIA GB300 sistemlerine sahip olduğu ve Tayland üzerinden ek GB300 kaynaklarına erişebildiği yönünde suçlamalar da ortaya atıldı. Yeni araştırma, tüm bu iddiaları kesin olarak ispatlamasa da Kimi K3 etrafındaki soru işaretlerini teknik açıdan yeniden gündemin merkezine taşıyor.

