GameCube bu yıl 25 yaşına girerken, konsolun kalıcı mirasını en net gösteren parça kontrolcüsü olmaya devam ediyor. Nintendo sonraki yıllarda farklı giriş yöntemleri denese de her ev konsolunda GameCube kontrolcüsüne resmi destek vermeyi sürdürdü ve ürünü birden fazla kez yeniden piyasaya çıkardı. Bunun arkasında yalnızca nostalji yok; tasarımın belirli oyun türlerinde gerçekten işlevsel olması da önemli rol oynuyor.
GameCube kontrolcüsünü ilk bakışta diğer gamepad’lerden ayıran şey tuş yerleşimi. Dört tuşlu klasik elmas düzeni yerine büyük yeşil A tuşu, küçük kırmızı B tuşu ve böbrek biçimli X ile Y tuşları kullanılıyor. Bu düzen, özellikle yeni oyuncular için A tuşunun ana giriş olduğunu hemen anlatıyor. Aynı zamanda oyuncunun parmağının hangi tuşta olduğunu bakmadan anlamasını kolaylaştırıyor. Büyük A tuşunun merkezde olması, onu diğer tuşlarla birlikte kullanmayı da pratik hale getiriyor.
Kontrolcünün öne çıkan bir başka yönü analog L ve R tetikleri. Bu tetikler yalnızca açık-kapalı mantığıyla çalışmıyor; uygulanan basınç miktarına tepki veriyor. GameCube döneminde bazı yapımlar bunu doğrudan oynanışın parçası haline getirmişti. Super Mario Sunshine buna iyi bir örnek: R tuşuna yarım basmakla tam basmak farklı işlevler üretiyor. Bu nedenle aynı oyunun daha yeni sistemlerde farklı kontrol düzenleriyle aynı hissi vermediği sıkça dile getiriliyor.

Ana analog çubuğun sekizgen yuvaya sahip olması da GameCube kontrolcüsünün en sevilen ayrıntılarından biri. Çoğu kontrolcüde dairesel sınır tercih edilirken burada sekiz yönü daha net hissettiren bir yapı var. Bu tasarım, hassas yön girişlerinin önemli olduğu oyunlarda avantaj sağlıyor. Super Monkey Ball gibi ince ayar isteyen yapımlarda ya da Soulcalibur II gibi dövüş oyunlarında yönleri daha tutarlı seçmek kolaylaşıyor.
Elbette bu kontrolcünün ününü yalnızca donanım özellikleri açıklamıyor. Super Smash Bros. serisi, özellikle de Super Smash Bros. Melee, GameCube kolunu ayrı bir kült nesneye dönüştürdü. Melee hem geniş kitleye hitap eden bir parti oyunu oldu hem de yüksek beceri tavanı sayesinde büyük bir rekabetçi topluluk yarattı. Oyuncular yıllar içinde bu kontrol şemasına ciddi kas hafızası geliştirdi. Wii’nin geriye dönük uyumluluğu ve GameCube portları, ardından Wii U ve Nintendo Switch için çıkan adaptörler bu alışkanlığın devam etmesini sağladı. Nintendo da buna paralel olarak GameCube kontrolcüsünü yeni sürümlerle yeniden satışa sundu.

Buna karşın tasarım kusursuz değil. Küçük D-pad ve başparmakla kullanılan C-stick, kontrolcünün zayıf yönleri arasında sayılıyor. D-pad’in hem küçük hem de yumuşak yapısı, yanlışlıkla birden fazla yöne basmayı kolaylaştırabiliyor. C-stick ise hızlı kamera ayarlarında işe yarasa da modern çift analog çubuk düzeninin gerisinde kalıyor. Ayrıca alışılmadık tuş dizilimi, başka sistemler için tasarlanmış oyunlarda her zaman ideal sonuç vermiyor.
GameCube döneminin dikkat çeken ürünlerinden biri de WaveBird oldu. 2002’de çıkan bu model, ana akım pazardaki ilk başarılı kablosuz gamepad örneklerinden biri sayılıyor. Alıcı ve kontrolcü arasında kanal eşleştirmesi gerekiyor, titreşim özelliği bulunmuyor ve standart modele göre biraz daha iri bir gövdeye sahip. Yine de güçlü pil ömrü ve kararlı kablosuz bağlantısı sayesinde uzun süre sevilen bir alternatif haline geldi.

Bugün GameCube kontrolcüsünün hâlâ konuşulmasının bir diğer nedeni de dayanıklılığı. Yıllar önce üretilen orijinal örneklerin önemli kısmı hâlâ çalışır durumda ve belirgin aşınma göstermeden kullanılabiliyor. Bu uzun ömür, modern kontrolcülerde sık görülen bazı sorunlarla kıyaslandığında daha da dikkat çekici hale geliyor. Sonuç olarak GameCube kontrolcüsü her tür oyun için en doğru seçenek olmasa da, özgün ergonomisi, Smash ile kurduğu güçlü bağ ve zamana direnen yapısıyla oyun donanımı tarihinde özel bir yere sahip.

