ABD’de son dönemde hızlanan veri merkezi yatırımları, yerel topluluklar ile yönetimler arasında giderek büyüyen bir gerilim yaratıyor. Donald Trump da bu tartışmaya doğrudan katılarak, veri merkezlerini reddeden toplulukların “geri kalmış ve yoksul” kalmak isteyeceğini savundu. Trump ayrıca veri merkezlerine yönelik bu karşıtlığın Çin’in işine geldiğini öne sürdü.
Trump’ın açıklamaları, ülke genelinde dağınık ama yaygın bir tepki dalgasının ortasında geldi. Birçok kent ve yerel yönetim, veri merkezi projelerinin çok hızlı ilerlediğini, altyapı üzerindeki baskının yeterince değerlendirilmediğini ve kamuoyunun karar süreçlerine yeterince dahil edilmediğini düşünüyor. Son aylarda bu alandaki itirazların hem sayısı hem de görünürlüğü belirgin biçimde arttı.
Tepkinin farklı örnekleri dikkat çekiyor. Ayın başında bir Amazon veri merkezi projesi, eski yasal düzenlemeler kullanılarak kamusal geri bildirimin etrafından dolaşıldığı iddiasıyla eleştirildi. Nisan ayından bu yana ülke genelindeki bazı yerel yetkililerin veri merkezleriyle bağlantılı güvenilir ölüm tehditleri aldığı da bildirildi. Geçen ay ise ABD’de veri merkezi gelişimine yönelik yerel yasakların sayısı 500’ü aştı.
Trump, veri merkezlerinin daha düşük vergiler ve istihdam gibi ekonomik kazanımlar getireceğini savunuyor. Ancak bu ekonomik etkinin boyutu sanıldığı kadar net değil. Temmuz ayında yayımlanan Georgia Tech araştırmasına göre veri merkezi yatırımları yerel istihdamı %3,5, toplam ücretleri %5, işletme sayısını %4,7 ve medyan hane gelirini %1,9 artırıyor. Araştırma ayrıca işsizlik oranlarında düşüş görüldüğünü belirtiyor.

Bununla birlikte aynı çalışma, bu faydaların büyük ölçüde metropolitan alanlarda ortaya çıktığını, kırsal bölgelerde ise etkilerin “ihmal edilebilir” düzeyde kaldığını vurguluyor. Ayrıca veri merkezlerinin çoğu zaman 100’den az kalıcı çalışan istihdam ettiği, uzmanlık gerektiren hizmetlerin ise bölge dışından sağlandığı ifade ediliyor. Yani yatırımın yarattığı ekonomik hareketlilik var, ancak bu hareketlilik her bölgede aynı ölçekte hissedilmiyor.
Araştırmanın dikkat çektiği önemli bir diğer konu elektrik maliyetleri. Verilere göre bir toplulukta veri merkezi kurulduktan sonra elektrik fiyatları ortalama %5 yükseliyor. Brookings tarafından yapılan ayrı bir analiz de benzer biçimde, yeni veri merkezi inşaatlarının istihdam yarattığını ancak kalıcı iş sayısının genellikle 100 ile 200 arasında kaldığını belirtiyor. Aynı analiz, veri merkezi bulunan bölgelerde ortalama konut fiyatlarının %2 ile %5 arasında arttığını, buna karşın ücretler üzerinde belirgin bir etki görülmediğini aktarıyor.
Bu tablo, veri merkezlerinin ekonomik katkı sağladığını ancak bu katkının beklendiği kadar büyük olmadığını düşündürüyor. Üstelik etkiler çoğu zaman yatırımın bulunduğu bölgeyle sınırlı kalıyor ve daha yüksek elektrik fiyatları gibi istenmeyen sonuçlarla birlikte geliyor. Çevresel etkiler de ayrı bir tartışma başlığı olmaya devam ediyor; özellikle enerji ve su tüketimi konusundaki kaygılar nedeniyle pek çok yönetim daha temkinli davranıyor.

Bu nedenle bazı eyaletler doğrudan yasak yerine geçici durdurma veya inceleme yoluna gidiyor. New York Valisi Cathy Hochul, temmuz ayında veri merkezlerinin ekonomik ve çevresel etkilerini incelemek amacıyla 1 yıllık moratoryum imzaladı. Ağustos başında ise Texas Valisi Greg Abbott, enerji ve su kullanım denetimi tamamlanana kadar veri merkezlerinin Texas elektrik şebekesine bağlanmasını durdurma talimatı verdi. Ohio Valisi Mike DeWine da benzer yönergeler açıkladı.
Federal düzeyde ise Alexandria Ocasio-Cortez tarafından desteklenen Artificial Intelligence Data Center Moratorium Act, yeni veri merkezi inşaatları ile yeni yapay zeka ürünlerine geçici ara verilmesini öneriyor. Tasarı, çevresel etkiler ile yapay zekanın istihdam üzerindeki sonuçları incelenene kadar bekleme yaklaşımını savunuyor. Şimdilik yasa teklifi sunulmuş durumda, ancak komitede görüşülmedi ve Temsilciler Meclisi’nde oylanmadı.

