Meta’nın yeni yapay zekâ ajanı Muse hakkında ortaya çıkan teknik ayrıntılar, servisin arka planda CPU odaklı bir altyapı kullandığını gösteriyor. Paylaşılan bilgilere göre Muse, AMD EPYC Turin tabanlı ana sistemler üzerinde çalışıyor ve her kullanıcıya ait sanal alan için iki ayrılmış çekirdek ile 8GB bellek sunuluyor. Bu yapı, ajanın komut çalıştırabildiği izole bir ortamla hizmet verdiğine işaret ediyor.
Muse’un bazı temel Ubuntu komutlarını çalıştırabildiği ve çıktıları kullanıcıya iletebildiği görüldü. Bu sayede barındırıldığı sistemin teknik özellikleri de kısmen ortaya çıktı. İki ayrı incelemede ajan, kullandığı sanal makinenin AMD EPYC 9D25 işlemciler üzerinde çalıştığını bildirdi. EPYC 9D25, yüksek çekirdek yoğunluğuna odaklanan bir Turin modeli ve en fazla 128 çekirdek sunuyor. Sanal makinelerin Ubuntu 24.04 çalıştırdığı, Linux kernel 7.0 kullandığı da aktarıldı.
Dikkat çeken bir diğer nokta, Muse’u barındıran sistemlerde GPU bulunmaması. Bunun yerine, çıkarım işlemleri için ayrı GPU sunucularının kullanıldığı, kullanıcının etkileşimde bulunduğu ajan ortamının ise yalnızca CPU tabanlı sanal alanlarda tutulduğu anlaşılıyor. Bu ayrım, hem kaynak planlaması hem de izolasyon açısından anlamlı bir tercih olarak öne çıkıyor.
Paylaşılan verilere göre her kullanıcıya kalıcı bir özel sanal alan tahsis ediliyor. Bu da ölçek konusunda kabaca bir hesap yapmayı mümkün kılıyor. Varsayımsal olarak çift soketli bir sistemin 512 vCPU ve 2TB bellek sunduğu düşünülürse, kullanıcı başına 2 çekirdek ve 8GB bellek ile teorik olarak 256 Muse kullanıcısı aynı sistemde barındırılabiliyor. Muse’un günlük aktif kullanıcı sayısının kısa süre önce 500.000’i geçtiği belirtiliyor; bu da kaba hesapla çift EPYC 9D25 ve 2TB belleğe sahip yaklaşık 2.000 sunucu tepsisine karşılık gelebilir.

Elbette bu rakamlar kesin değil. Meta’nın farklı işlemciler kullanan başka CPU sunucularına sahip olması veya altyapıda ek kaynak payları bırakması mümkün. Ayrıca Turin ailesi, yüksek yoğunluklu DIMM’lerle 6TB’a kadar bellek desteği sunabiliyor. Yine de bu senaryoda EPYC tabanlı sistemlerin tercih edilmesi şaşırtıcı değil; çünkü çok sayıda kullanıcıya küçük ama sürekli ayrılmış sanal alanlar sunulurken çekirdek yoğunluğu önemli avantaj sağlıyor.
Güvenlik tarafında ise bazı soru işaretleri var. Örneklerden birinde Muse’un kernel buffer sorgulama girişimi yetersiz izinler nedeniyle başarısız oldu; bu da ortamın tamamen açık olmadığını gösteriyor. Bununla birlikte, Muse’un özel sanal makineye SSH kurulumunu önerebildiği de iddia ediliyor. Özellikle ters SSH tüneli gibi yöntemler, güvenlik duvarını dolaylı biçimde aşabildiği için teorik risk oluşturabilir. Şimdilik bunun pratikte kötüye kullanıldığına dair bir bilgi yok.
Muse şu anda Android, iOS ve MacOS için uygulama olarak sunuluyor. Diğer platformlarda ise Meta hesabıyla tarayıcı üzerinden erişilebiliyor.

