Hollanda hükümeti, kamu kurumlarının ABD merkezli yazılım ve hizmetlere bağımlılığını azaltmak amacıyla DAWO adlı yeni bir dijital çalışma ortamı üzerinde çalışıyor. Açılımı Digitaal Autonome Werkomgeving Overheid olan proje, devletin kritik sistemlere erişiminin yabancı bir ülkenin siyasi kararlarından etkilenmemesini hedefliyor.
Bu yönelim, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yönelik ABD yaptırımlarının ardından dikkat çekici biçimde hız kazandı. Söz konusu yaptırımlar, mahkemenin başsavcısının Microsoft hizmetlerine, buna e-posta da dahil, erişimini kaybetmesiyle sonuçlandı. Bunun ardından Hollanda tarafında, benzer bir riskin kamu altyapısında yaşanmaması için alternatif bir yol haritası oluşturulmasına karar verildi.
DAWO’nun kapsamı yalnızca tek bir yazılımla sınırlı değil. İşletim sistemlerinden ofis yazılımlarına ve bulut hizmetlerine kadar uzanan daha geniş bir teknoloji yığınının yeniden ele alınması planlanıyor. Amaç, mevcut sistemleri sadece değiştirmek değil, aynı zamanda kamu kurumları arasında daha taşınabilir, tekrarlanabilir ve kontrol edilebilir bir yapı kurmak.
Projenin teknik temelinde NixOS yer alıyor. Üç servis sağlayıcı bu dönüşüm üzerinde görev yapıyor: SSC-ICT, DICTU ve DUO-ICT. Genel koordinasyon ise İçişleri ve Krallık İlişkileri Bakanlığı tarafından yürütülüyor.
NixOS’un tercih edilmesinde Nix paket yöneticisinin yapısı önemli rol oynuyor. Bu modelde her paket kendi dizinine kuruluyor ve içerikler değiştirilemez ile imzalı biçimde tutuluyor. Bu yaklaşım, aynı yapılandırmanın çok sayıda sistemde yeniden oluşturulmasını kolaylaştırıyor. Özellikle farklı kamu kurumları için benzer kurulumların hızla çoğaltılabilmesi, operasyonel tutarlılık açısından önemli bir avantaj sunuyor.

Aktarılan bilgilere göre bir dağıtımdaki yapılandırmanın %90’a kadar olan kısmı başka bir kurulumda da kullanılabiliyor. Bu da hem kurulum süreçlerini sadeleştirebilir hem de yönetim yükünü azaltabilir. Ek olarak NixOS’un, Windows 11’in genellikle destek vermekte zorlandığı eski donanımlarda da çalışabilmesi, kamu tarafında cihaz ömrünü uzatma açısından pratik bir artı olarak öne çıkıyor.
Geçişin kısa sürede tamamlanması beklenmiyor. Microsoft yazılımları ve servislerinden tamamen farklı alternatiflere yönelmek, doğal olarak uzun ve karmaşık bir süreç. Buna rağmen proje sahada ilerliyor. Şu anda sekiz belediye deneme programları yürütüyor ve platformun ilk kararlı sürümünün 2027 sonuna kadar hazır olması bekleniyor.
Hollanda bu konuda tek başına hareket etmiyor. Avrupa’da başka ülkeler de benzer kaygılar taşıyor. Almanya’nın Microsoft tabanlı sistemlerden uzaklaşma yönünde adım attığı, Danimarka ve Fransa’nın da teknoloji altyapılarını benzer şekilde yeniden değerlendirdiği belirtiliyor. Bu tablo, kamu bilişiminde egemenlik ve erişim güvencesi başlıklarının önümüzdeki dönemde daha fazla öne çıkacağını gösteriyor.

