Rivian, R1T pickup ve R1S SUV modellerinin ilk nesline ilişkin otonom sürüş iddiaları nedeniyle toplu davayla karşı karşıya kaldı. Davayı açan müşteriler, şirketin bu araçların kendi kendine sürüş kabiliyetlerini olduğundan güçlü gösterdiğini ve satın alma kararını etkileyen yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu öne sürüyor.
Şikâyetin merkezinde, ilk nesil R1T ve R1S araçların vaat edilen otonom sürüş potansiyeline gerçekte sahip olmadığı iddiası yer alıyor. Davacılara göre Rivian, bu modellerin zaman içinde seviye 3 otonom sürüşü destekleyebileceği izlenimini verdi. Seviye 3, aracın belirli koşullarda direksiyon, hızlanma ve frenleme işlevlerini sürücü müdahalesi olmadan yerine getirebilmesi anlamına geliyor.
Dava dosyasındaki temel iddia ise bunun yalnızca yazılım tarafında çözülebilecek bir eksik olmadığı yönünde. Davacılar, ilk nesil araçların eller serbest sürüş ve/veya seviye 3 otonom kullanım için gerekli donanım altyapısıyla üretilmediğini savunuyor. Buna göre sorun; gerekli donanım, kameralar, sensörler ve işlem kapasitesinin araçlarda baştan bulunmaması. Bu nedenle taraflar, ne kadar gelişmiş olursa olsun bir yazılım güncellemesinin söz konusu araçları reklam edildiği seviyeye çıkaramayacağını ileri sürüyor.
Şikâyette ayrıca Rivian’ın ilk nesil araçların hiçbir zaman seviye 3 otonomi ya da “gerçek” eller serbest sürüş kapasitesine ulaşamayacağını bildiği halde bu kabiliyetleri öne çıkarmayı sürdürdüğü iddia ediliyor. Davacılar, bu söylemlerin tüketicileri araç satın almaya teşvik etmek için kullanıldığını savunuyor. Başka bir deyişle davanın odak noktası, gelecekte açılabilecek özellikler için verilen sözlerin teknik olarak yerine getirilebilir olup olmadığı.

Rivian, geçen yılın sonlarında “universal hands-free driving” adlı yazılım güncellemesini tanıtmıştı. Bu teknoloji, şirketin R2 serisi elektrikli araçları ile ikinci nesil R1 ürün ailesi için sunuldu. Mevcut dava açısından dikkat çeken nokta da burada ortaya çıkıyor: Yeni yazılım ve ilgili sürüş özellikleri ilk nesil R1T ve R1S yerine daha yeni platformlarla ilişkilendiriliyor.
Şirket, devam eden dava hakkında yorum yapmadı. Bu aşamada davadaki iddialar mahkemede değerlendirilecek ve Rivian’ın önceki tanıtım dili ile araçların gerçek donanım kapasitesi arasındaki ilişkinin nasıl yorumlanacağı süreç içinde netleşecek. Özellikle yazılım güncellemeleriyle sonradan açılabilecek sürüş destek fonksiyonları konusunda üreticilerin hangi ifadeleri kullanabileceği ve donanım sınırlarının tüketiciye ne kadar açık anlatıldığı, elektrikli araç pazarında giderek daha önemli bir başlık haline geliyor.
Davanın sonucu yalnızca Rivian için değil, gelişmiş sürüş destek sistemlerini geleceğe dönük vaatlerle pazarlayan diğer üreticiler açısından da yakından izlenecek. Çünkü mesele, bir özelliğin bugün aktif olup olmamasından çok, mevcut donanımın ileride duyurulan seviyeye gerçekten ulaşıp ulaşamayacağı noktasında düğümleniyor.

