Eski Intel CEO’su Patrick Gelsinger, yaptığı değerlendirmelerde hem Intel’in geçmiş stratejik hatalarına hem de sektörün bugününü şekillendiren kırılma noktalarına değindi. Gelsinger’a göre Intel, CPU’ların bilgi işlem dünyasının merkezinde olduğu dönemde NVIDIA’nın GPU yaklaşımını yeterince ciddiye almadı. O yıllarda şirket içinde bu ürünlerin daha çok grafik ve oyuncu odaklı çözümler olarak görüldüğünü, bu nedenle potansiyellerinin tam kavranamadığını anlattı.
Gelsinger, Intel’e geri dönmeden önceki dönemi eleştirirken şirketin sermaye dağıtım tercihlerini de hedef aldı. Intel’in beş ila altı yıllık süreçte hissedarlara yaklaşık $100 milyar temettü dağıttığını, buna karşılık üretim kapasitesine yeterince yatırım yapılmadığını söyledi. Kendi ifadesiyle, bilançoda ek $100 milyar görmek yerine yeni fabrikalar ve EUV makineleri için daha güçlü bir yatırım iştahı olmasını tercih ederdi. Intel’in o dönemde on yıl boyunca yeni fab kurmamasını da önemli bir eksiklik olarak tanımladı.
Bu noktada teknik bakış açısının önemini vurgulayan Gelsinger, yeni fab ve ileri üretim ekipmanlarının ekonomik olarak kısa vadede cazip görünmeyebileceğini, ancak uzun vadeli rekabet için gerekli olduğunu belirtti. Ona göre bu ihtiyacı en iyi anlayabilecek profil, finans veya yönetim kökenli kadrolardan çok teknoloji kökenli liderlerdi.

Gelsinger’ın dikkat çektiği bir diğer başlık Apple ile Intel arasındaki geçiş süreci oldu. Steve Jobs ile yaptığı ilk görüşmeleri anımsatan eski yönetici, Apple’ın Mac tarafında PowerPC’den Intel işlemcilere geçişi açıklanmadan önce Jobs’ın hazırlığını büyük ölçüde tamamladığını söyledi. Intel tarafı, derleyici ve işletim sistemi uzmanlığıyla bu geçişte yardımcı olmayı planlarken Jobs’ın macOS çekirdek teknolojilerini dört sürümdür olası bir geçişe hazırladığı yanıtını verdiğini aktardı. Gelsinger, bunu Jobs’ın ileri görüşlülüğünün güçlü bir örneği olarak değerlendirdi.
NVIDIA cephesinde ise Jensen Huang’ın yaklaşımını zaman içinde daha net gördüğünü ifade etti. Başlangıçta yüksek paralellik sunan bu sistemlerin sınırlı kullanım alanına sahip olduğu düşünülse de, CUDA, SIMT ve çok iş parçacıklı yazılım ekosisteminin gelişmesiyle tablo değişti. Gelsinger, performansın adım adım artırılmasının ve bunun etrafında gerçek bir yazılım yığını kurulmasının NVIDIA’yı farklı bir konuma taşıdığını söyledi. GPU’ların oyun odaklı ürünlerden yüksek başarımlı hesaplama tarafına açılması da bu dönüşümün önemli aşamalarından biri oldu.

Gelsinger ayrıca Tayvan merkezli üretim zincirinin küresel ekonomi için taşıdığı riske de değindi. Tayvan’a yönelik olası bir ablukanın enerji arzını haftalar içinde bozabileceğini, bunun da yarı iletken üretimini çok ağır şekilde etkileyebileceğini savundu. Bir fab kapandığında üretimin hızla normale dönemediğini, yeniden toparlanmanın 90 günü bulabildiğini belirtti. Bu nedenle daha dayanıklı ve coğrafi olarak daha dengeli tedarik zincirlerine ihtiyaç olduğunu söyledi.
Son olarak kuantum bilişimin bu on yıl bitmeden somut sonuçlar üretebileceğini dile getirdi. Kimya, biyoloji ve lojistik gibi alanlarda bugün pratik şekilde hesaplanamayan problemlerin çözülebileceğini düşünen Gelsinger, çoklu sektörlerde kuantum üstünlüğü sonuçlarının görülebileceğini ve anlamlı çıktıların 2030’dan önce gelebileceğini öngörüyor.

