Apple’ın yeni Apple Upgrade programı, ilk bakışta yüksek fiyatlı cihazlara daha erişilebilir görünmenin yolunu sunuyor. Örneğin $1,199 fiyatlı iPad Pro 256GB için 24 aylık planda aylık $32 ödeme ile toplam $768 ödeniyor; dönem sonunda ise kalan tutar ödenebiliyor ya da cihaz daha yeni bir modelle değiştirilebiliyor.
Ancak programın temel noktası, bunun klasik taksitli satış değil bir kiralama modeli olması. Yani kullanıcı, ödeme yaptığı cihazın doğrudan sahibi olmuyor. Bu fark günlük kullanımda çok belirgin görünmese de, sözleşme sonunda önemli sonuçlar doğurabiliyor.
Program şartlarına göre cihazın kira süresi sonunda iyi çalışır durumda iade edilmesi gerekiyor. Cihaz geri verilecek ya da takasa sokulacaksa, fiziksel durumuna bağlı olarak ek hasar ücretleri çıkabiliyor. Apple, bu riski azaltmak için AppleCare korumasının ayrıca satın alınabileceğini belirtiyor; ancak bu koruma programın içinde sunulmuyor.
Aylık ödemelerden vazgeçmek isteyenler kalan kira bedelini kapatabiliyor. Buna karşılık sözleşmeyi tamamen erken sonlandırmak isteyenler için Apple, “kayda değer” ücretler uygulanabileceğini söylüyor. Benzer şekilde, 12, 24 veya 36 aylık süreden önce yükseltme yapmak da kalan aya bağlı olarak ek maliyet doğurabiliyor.

Dönem sonunda cihaz ne tamamen satın alınır ne de yeni bir modele geçilirse, kullanıcı otomatik olarak en fazla altı ay daha aylık ödemeye aktarılabiliyor. Apple ayrıca bu ek dönemde aylık ödemenin artabileceği uyarısını yapıyor.
Bir diğer fark da ödemelerin Apple yerine Klarna üzerinden yürütülmesi. Kısacası Apple Upgrade, düzenli ödeme planı kurabilen kullanıcılar için mantıklı olabilir; ancak toplam maliyeti anlamak için özellikle hasar, erken çıkış ve dönem sonu maddelerini dikkatle okumak gerekiyor.

