CPU pazarının son 30 yılına bakıldığında, rekabetin ana eksenini neredeyse kesintisiz biçimde AMD ve Intel oluşturdu. 1990’ların sonunda Pentium II ve AMD K6 ile şekillenen denge, tek çekirdekli dönemde saat hızları üzerinden sertleşti; Athlon’un 1 GHz eşiğine önce ulaşması ve Intel’in sorunlu Pentium III 1.13 GHz hamlesi bu dönemin öne çıkan kırılmaları arasında yer aldı.
2000’lerin başında yarış doğrudan GHz seviyesine taşındı. Pentium 4 ile NetBurst mimarisine geçen Intel, 2 GHz ve ardından 3 GHz bariyerlerini aşarken Hyper-Threading’i de tüketici sınıfına getirdi. AMD ise Athlon XP ile saat hızı odaklı pazarlamadan model numaralarına yöneldi. Kısa süre sonra Athlon 64 ve AMD64 desteğiyle önemli bir mimari fark yaratsa da, gerçek dönüşüm çift çekirdekli dönemde geldi.

2005 sonrasında Athlon 64 X2 ve Pentium D ile çok çekirdekli çağ başladı. Intel, NetBurst’ün yüksek ısı ve verimlilik sorunlarını Core 2 Duo ile geride bıraktı ve ardından Nehalem, Core i7 ve yeniden gelen Hyper-Threading ile liderliği iyice pekiştirdi. AMD, Phenom ve Phenom II ile daha erişilebilir çok çekirdekli seçenekler sundu ancak üst segmentte geride kaldı.
2010’larda Sandy Bridge, masaüstü işlemciler için yeni referans noktası oldu. Buna karşılık Bulldozer, yüksek beklentilere rağmen performans ve güç tüketimi tarafında hedefleri tutturamadı; FX-9590 gibi 220W TDP’li modeller saat hızında dikkat çekse de dengeyi değiştiremedi. Intel’in 14 nm döneminde Haswell, Broadwell ve Skylake ile ilerlediği yıllarda rekabet bir süre zayıfladı.

Bu tabloyu 2017’de Zen bozdu. Ryzen 7 1800X ile geri dönen AMD, birkaç nesil içinde Zen 2 ve Zen 3 sayesinde çok çekirdekli performansta, ardından oyunlarda da zirveye çıktı. Son yıllarda ise Intel Alder Lake ve Raptor Lake ile karşılık verirken, AMD özellikle Ryzen 7 5800X3D, Ryzen 7 7800X3D ve üst sınıf X3D modelleriyle oyun odaklı işlemci kategorisini yeniden tanımladı.

Güncel tabloda Arrow Lake ve Zen 5 sonrası rekabet sürüyor, ancak ilerleme temposu geçmişe kıyasla daha sınırlı. Yine de 30 yıllık çizgi, CPU dünyasında yönü belirleyen temel unsurun hâlâ mimari cesaret, üretim süreci ve doğru ürün konumlandırması olduğunu açık biçimde gösteriyor.

