NBA Commissioner Adam Silver, ligin bazı hakem kararlarında otomatik sisteme geçmeyi planladığını açıkladı. İlk hedeflerden biri, topun saha dışına çıktığı pozisyonlarda son temasın hangi oyuncudan geldiğini belirleyen out-of-bounds kararları. Planlanan yapı, salon çevresine yerleştirilen kameralar ve AI destekli analiz ile topun hangi takıma ait olması gerektiğini anlık olarak tespit etmeyi amaçlıyor.
Silver, bu yaklaşımı teniste kullanılan Hawk-Eye sistemine benzetti. Teniste çizgi ihlallerinde elektronik karar desteği artık yaygın biçimde kullanılıyor. NBA tarafında da benzer şekilde, yoruma kapalı ve daha objektif kabul edilen bazı karar kategorilerinin doğrudan teknolojiye devredilmesi isteniyor. Böylece saha içindeki hakemlerin, özellikle tekrar izleme gerektiren pozisyonlarda üzerindeki yükün azaltılması hedefleniyor.
Bu açıklama, Batı Konferansı finallerindeki Oklahoma City Thunder ile San Antonio Spurs serisinin 5. maçında tartışma yaratan bir pozisyonun hemen ardından geldi. Üçüncü çeyreğin sonlarına doğru yaşanan pozisyonda, Spurs uzunu Victor Wembanyama’nın topa son dokunan oyuncu olduğu yönünde karar verildi. Ancak tekrar görüntülerinde topun Thunder forveti Chet Holmgren’in ayağından sektiği görüldü. Hakemlerin kendi aralarındaki değerlendirmesinin ardından ilk karar değişmeden kaldı.
Pozisyon, Oklahoma City’nin seride 3-2 öne geçmesiyle daha da fazla dikkat çekti. Silver, uzun vadede bu tür objektif karar kategorilerinin saha içi hakemlerden alınacağını söyledi. Buradaki temel fikir, topun kimin eline geçeceği gibi net şekilde ölçülebilen konuların teknoloji tarafından belirlenmesi. Böyle bir sistem devreye girerse, özellikle maçın kritik anlarında yaşanan kısa ama etkili hakem tartışmalarının azaltılması mümkün olabilir.
NBA, bu alanda sıfırdan başlamıyor. Lig, daha önce Sony’nin Hawk-Eye Innovations birimiyle çalıştığını duyurmuştu. 2023 yılında açıklanan çok yıllı iş birliği kapsamında 3D optik takip teknolojisinin kullanılacağı belirtilmişti. Bu ortaklık, Summer League organizasyonlarında ve NBA salonlarında birkaç yıl süren testlerin ardından resmiyet kazanmıştı. Lige göre sistem, topun ve oyuncuların hareketini üç boyutlu olarak ve sub-second latency düzeyinde takip edecek şekilde tasarlandı.

Bu teknik altyapı, sadece genel veri toplama için değil, doğrudan hakem kararlarını destekleyecek senaryolar için de düşünülüyor. NBA daha önce out-of-bounds ve goaltending kararlarını otomatik hakemlik için olası kullanım alanları arasında göstermişti. Silver da son açıklamasında özellikle out-of-bounds kararlarına odaklandı. Yani ilk adım, temasın en son kimden geldiğinin belirlenmesi gibi net veri üretilebilen konular olabilir.
Benzer otomatik veya yarı otomatik karar sistemleri başka sporlarda da uzun süredir kullanılıyor. Teniste elektronik çizgi çağrısı standart hale gelirken, FIFA yarı otomatik ofsayt teknolojisini devreye aldı. MLB de 2026 yılında otomatik balls-and-strikes challenge sistemini uygulamaya sokmaya hazırlanıyor. NBA’in hedefi de benzer biçimde, tamamen ölçülebilir kararları insan yorumundan mümkün olduğunca ayırmak.
Silver’ın açıklamalarına göre sistem, topun Lakers, Knicks, Thunder, Spurs ya da başka bir takıma ait olup olmadığını anında belirleyebilecek. Buradaki vurgu, kararın gecikmeden verilmesi. Lig yönetimi, bu tür pozisyonlarda koç itirazı veya uzun tekrar incelemesi ihtiyacını azaltmak istiyor. Özellikle yayın temposu açısından bakıldığında, kısa duraksamalar bile maçın akışını etkileyebiliyor.
Mevcut NBA kurallarına göre bir out-of-bounds ihlalinin tekrar izlemeyle incelenmesini başlatmanın tek yolu Coach’s Challenge. Takımlar maça bir challenge hakkıyla başlıyor ve ilk itiraz başarılı olursa ikinci bir hak kazanıyor. Bu yapı, teknik olarak her tartışmalı pozisyonun gözden geçirilmesini engelliyor; dolayısıyla bazı hatalı kararlar challenge kullanılmadığı veya elde kalmadığı için oyunda kalabiliyor.
NBA ayrıca 2024–25 sezonu için Coach’s Challenge kuralını genişletti. Yapılan değişiklik, belirli out-of-bounds incelemeleri sırasında bir faul çalınıp çalınmaması gerektiğinin de gözden geçirilmesine imkân tanıyor. Bu güncelleme, tekrar sisteminin kapsama alanını büyütse de oyunun durmasını tamamen ortadan kaldırmıyor. Silver’ın çizdiği tablo ise tam tersine, bu kategori kararların duraksama olmadan verilmesi yönünde.
Silver, söz konusu teknolojinin maçların bu tip kararlar için kesilmeden devam etmesini sağlayacağını belirtti. Hedef, kararın “instantaneous” ve otomatik olması; yani pozisyon biter bitmez topun hangi takıma geçtiğinin sistem tarafından belirlenmesi. Böylece hakemlerin monitöre gitmesi, masa görevlileriyle konuşması veya koçların challenge kullanıp kullanmama hesabı yapması daha az gerekli hale gelebilir.
NBA son yıllarda tekrar inceleme ve merkezi hakem desteği kullanımını zaten genişletmiş durumda. Lig, New Jersey, Secaucus’taki Replay Center üzerinden çalışıyor. NBA’in paylaştığı bilgilere göre 30 salonun tamamı bu merkeze bağlı. Tesis içinde 94 HD monitör, 23 workstation bulunuyor ve sistem 15 instant replay trigger kapsamındaki incelemeleri destekliyor. Bu da otomatik karar sistemleri için gerekli operasyonel zeminin önemli ölçüde hazır olduğu anlamına geliyor.
Bununla birlikte, teknoloji tüm hakemlik görevlerini devralmayacak. Silver, özellikle temas ve faul içeren pozisyonlarda karar sorumluluğunun hakemlerde kalacağını açık şekilde ifade etti. Basketbolda pek çok hücum ve savunma sekansında fiziksel temas oluşuyor. Ancak her temas faul anlamına gelmiyor; hakemin, bu temasın oyuncunun hareketini veya oyunu sürdürme kabiliyetini etkileyip etkilemediğini değerlendirmesi gerekiyor.
Bu ayrım önemli çünkü NBA’in otomatikleştirmeyi düşündüğü kararlar, daha çok objektif ve sensör verisiyle doğrulanabilir alanlarla sınırlı görünüyor. Topun çizgiden çıkıp çıkmadığı, son olarak hangi oyuncuya temas ettiği veya bazı goaltending senaryoları bu çerçeveye daha uygun. Buna karşılık temasın şiddeti, oyuncunun avantaj kazanıp kazanmadığı veya savunma pozisyonunun meşruiyeti gibi konular hâlâ insan yorumuna dayanıyor.
Silver, sistemin ne zaman devreye alınacağına dair net bir takvim vermedi. Ancak ligin bu yöne “fairly quickly” ilerlemeyi beklediğini söyledi. Bu ifade kesin bir tarih içermese de NBA’in konuyu uzun vadeli teorik bir proje olarak değil, yakın dönem uygulama alanı olarak gördüğünü gösteriyor. Özellikle daha önce başlatılan Hawk-Eye ortaklığı ve yıllara yayılan test süreci düşünüldüğünde, teknik hazırlığın belirli ölçüde olgunlaştığı anlaşılıyor.
Genel tabloya bakıldığında NBA, hakemliği tamamen otomasyona bırakmaktan ziyade görev dağılımını yeniden tanımlıyor. Ölçülebilir, tekrar eden ve objektif kararlar teknolojiye; yorum gerektiren, temas odaklı ve bağlama duyarlı kararlar ise hakemlere bırakılıyor. Eğer planlandığı gibi uygulanırsa, out-of-bounds kararlarında daha hızlı, daha tutarlı ve challenge ihtiyacı daha düşük bir maç yönetimi modeli ortaya çıkabilir.

