Kırsal bölgelerde yüksek hızlı internet erişimi hâlâ önemli bir sorun olmaya devam ederken, 5G ev interneti ve alçak yörünge uydu bağlantıları bu açığı kapatmada giderek daha görünür hale geliyor. Ancak bu iki seçenek tek başına her zaman yeterince güvenilir değil. Deneyimde, kablolu tarafta erişilebilen en iyi seçenek DSL olurken, vaat edilen hızlar en fazla 20 Mbps indirme ve 1.5 Mbps yükleme seviyesinde kalıyor. Buna karşılık T-Mobile 5G bağlantısı neredeyse gigabit sınıfı indirme ve 30–40 Mbps yükleme sunarken, Starlink tarafında planına göre 100–400 Mbps indirme ve yaklaşık 30 Mbps yükleme görülüyor.
Kağıt üzerinde bu değerler uzaktan çalışma için yeterli görünse de asıl sorun süreklilikte ortaya çıkıyor. Son iki ay içinde bir dakikadan beş dakikaya kadar süren en az 12 bağlantı kesintisi yaşandığı, üstelik bunların çoğunun çalışma saatlerine denk geldiği belirtiliyor. Starlink daha açık bir gökyüzü görüşüyle daha güvenilir görünse de o da tamamen kesintisiz değil. Bu nedenle çözüm, iki farklı internet hattını tek ağ altında birleştiren SD-WAN yaklaşımında bulunmuş.

Kullanılan cihaz Ubiquiti UniFi Dream Machine SE. 2022’de tanıtılan bu ağ geçidi, IPS/IDS açıkken 3.5 Gbps yönlendirme kapasitesi, 8 portlu gigabit PoE switch, dahili NVR ve biri 2.5 Gbps diğeri 10 Gbps destekleyen iki WAN portunu tek kasada topluyor. Ubiquiti’nin SD-WAN özellikleri HPE, Cisco veya Extreme kadar kapsamlı olmasa da burada gereken iki temel işlev mevcut: multi-WAN ve policy-based routing. Ayrıca bu özelliklerin ek kurumsal lisans gerektirmemesi önemli bir avantaj.
Kurulum tarafında her iki servis sağlayıcının ağ geçidi UDM-SE üzerindeki WAN portlarına bağlanıyor ve sistem yük dengeleme ya da kesinti anında otomatik geçiş için yapılandırılıyor. Pratikte bazı ek adımlar gerekmiş; Starlink bypass modunu desteklerken, T-Mobile modem/router biriminde yalnızca Wi‑Fi kapatılabilmiş. Sonrasında yapılandırma, T-Mobile birincil bağlantı ve Starlink yedek bağlantı olacak şekilde failover modunda ayarlanmış.

Sonuçlar dikkat çekici. WAN1 kesildiğinde sistem WAN2’ye otomatik geçtiği halde kullanıcılar bunu çoğu zaman fark etmemiş. İki ay içindeki yaklaşık 12 kesintiye rağmen ne görüntülü görüşmeler kopmuş ne de web erişiminde hissedilir bir sorun yaşanmış. Log kayıtlarında Starlink’in son bir ayda yalnızca iki kez koptuğu, bunlardan birinin de gece saatlerinde gerçekleştiği görülüyor.
Bununla birlikte failover tek başına yoğunluğu çözmüyor. Bu noktada policy-based routing devreye giriyor. Belirli cihaz ya da servislerin hangi bağlantıyı öncelikli kullanacağı tanımlanabiliyor. Örnekte iş amaçlı kullanılan dizüstü bilgisayarın trafiği öncelikli olarak Starlink üzerinden yönlendirilmiş; böylece diğer tarafta büyük bir oyun ya da yapay zeka modeli indiriliyor olsa bile toplantı trafiği daha az etkileniyor.

Yine de bu yaklaşımın bir bedeli var. İki farklı ISS aboneliği ve ek donanım gereksinimi toplam maliyeti artırıyor. Verilen örnekte T-Mobile ve Starlink için aylık yaklaşık $125 ödeniyor. Gecikme tarafında da fiberin yerini tutmuyorlar: daha önce 5 ms altı değerler görülürken, 5G ve Starlink bağlantılarında 15 ms ile 80 ms arası gecikmeler ölçülmüş. Özetle SD-WAN, kırsalda bağlantı dayanıklılığını ciddi biçimde artırabiliyor; ancak maliyet ve gecikme açısından fiber hâlâ en iyi seçenek olmaya devam ediyor.

