New York Valisi Kathy Hochul, eyaletteki kasaba ve belediyelerin veri merkezi geliştiricileriyle yapacağı görüşmeler için Community Investment Framework (CIF) adlı yeni bir çerçeve duyurdu. Rehberin en dikkat çekici önerisi, toplulukların veri merkezlerine ev sahipliği yapmanın karşılığı olarak utility demand temelinde MW başına $1 milyon yatırım talep etmesi. Amaç, bu tür projelerin yerel önceliklere somut katkı üretmesini sağlamak ve uzun vadeli toplumsal fayda oluşturmak.
CIF, görüşmelerde izlenmesi önerilen altı temel ilke ortaya koyuyor. Bunların başında $1 milyon/MW yatırım ölçütü geliyor. Ayrıca veri merkezinin bir gün tesisten ayrılması durumunu da kapsayan uzun vadeli planlama, CIF fonlarıyla desteklenecek projelerin süreklilik maliyetlerini yönetmeye yönelik bir yol haritası, toplumun ihtiyaçlarını hedefleyen yerel öncelikli yatırım alanlarının belirlenmesi, veri merkezlerinden finansman alan projelerde yerel sahipliğin doğrulanması ve özellikle çok yıllı, aşamalı yatırımlar için net takvimlerin oluşturulması da rehberde yer alıyor.
Belgede bunlara ek olarak topluluk katılımına odaklanılması, karar vericiler ve hukuk danışmanlarıyla erken aşamada çalışılması, iyi niyetli ve zamanında müzakerelerin teşvik edilmesi ve süreçte esnekliğin korunması gibi tavsiyeler de bulunuyor. Özetle CIF, belediyelerin yalnızca ilk yatırım rakamına değil, proje sonrası yükümlülüklere, işletme etkilerine ve yerel faydanın nasıl ölçüleceğine de bakmasını öneriyor.
Veri merkezleri yeni bir kavram değil, ancak AI odaklı tesislerin yükselişi elektrik ve su altyapısı üzerindeki baskıyı artırmış durumda. Buna karşılık bu tesislerin istihdam yaratma kapasitesi ve yerel topluluklara sunduğu doğrudan değer, bazı diğer sanayi yatırımlarına kıyasla daha sınırlı görülüyor. Bu nedenle veri merkezi yoğunluğuyla bilinen Virginia’daki Loudoun County gibi bölgelerde de yeni projelere yönelik daha sıkı bir yaklaşım benimsenmeye başladı. Haberde, ABD genelinde 500’den fazla eyalet, county ve yerel yönetim biriminin veri merkezlerine ilişkin moratoryum ya da geçici yasak uyguladığı belirtiliyor; New York ve Texas da buna dahil edilen örnekler arasında yer alıyor.

Bu tür moratoryumların geçici olması ise ayrı bir başlık. Süreleri dolduğunda yerel yönetimlerin veri merkezi başvurularını yeniden işlemeye başlaması gerekebiliyor. CIF de tam bu noktada, belediyelerin geliştiricilerle masaya daha hazırlıklı oturmasını sağlayacak bir müzakere çerçevesi olarak konumlanıyor. Hedef, projelerin olumsuz etkilerini sınırlarken yerel topluluklara daha güçlü karşılıklar üretmek.
Benzer bir yaklaşımın Pennsylvania’daki Plymouth Township’te de görüldüğü aktarılıyor. Burada önerilen bir veri merkezi için onay öncesinde 43 maddelik kapsamlı bir talep listesi hazırlanmış. Ancak geliştirici başvuruyu iptal edip yeni bir başvuru yapmayı tercih etmiş. Bu örnek, yerel yönetimlerle veri merkezi şirketleri arasındaki pazarlıkların ne kadar sertleşebildiğini de gösteriyor.
Öte yandan çeşitli veri merkezi geliştiricilerinin New York eyalet şebekesinden toplam 9,000 MW’a kadar talepte bulunduğu bildiriliyor. Bu rakama kendi enerji kaynağını getirmeyi veya sahada kendi elektrik santralini kurmayı planlayan işletmeciler dahil değil. Eğer New York’taki kasaba ve belediyeler CIF ölçütünü benimserse, yalnızca bu talep üzerinden teorik olarak $9 milyar veya daha fazla ek yatırım gündeme gelebilir. Yine de bu tutar, bazı uzmanların 2050’ye kadar veri merkezlerine yapılacağını öngördüğü $32 trilyonluk toplam yatırımın yanında görece küçük kalıyor.

