OpenAI’nin ABD’de yapay zekâya yönelik kamuoyu algısını şekillendirmeyi amaçlayan kapsamlı bir iletişim çalışığı hazırladığı bildiriliyor. Bu planın dikkat çeken başlıklarından biri, şirketin veri merkezleri için “AI Compute Campuses” adını kullanmayı önermesi. Girişim, 3 Kasım’daki ABD ara seçimleri öncesinde gündeme gelirken, yapay zekâ etrafındaki siyasi ve toplumsal tartışmanın 2028 başkanlık yarışına kadar daha da büyüyeceği beklentisiyle ilişkilendiriliyor.
OpenAI cephesinde bu terminoloji değişikliğinin Ağustos ayından beri değerlendirildiği belirtiliyor. Şirket, güçlü yapay zekâ sistemlerine yönelik korumaları ve sınırları öne çıkarmaya çalışıyor. OpenAI’nin küresel ilişkilerden sorumlu yöneticisi Chris Lehane, yapay zekânın istihdam, ekonomi ve çevre üzerindeki etkileri nedeniyle siyasi adaylar için önemli bir başlık haline geleceğini düşünüyor. Bu nedenle şirket, yalnızca teknolojiyi değil, onu mümkün kılan fiziksel altyapıyı da farklı bir çerçevede anlatmak istiyor.
Önerilen isim değişikliği, ABD genelinde büyük veri merkezlerine yönelik itirazların arttığı bir döneme denk geliyor. Bu tesisler çok yüksek miktarda elektrik ve su tüketebiliyor. Yakın çevrede yaşayan topluluklar ise gürültü, hava kirliliği, artan enerji faturaları ve yeterli kamusal danışma yapılmaması gibi konuları gündeme taşıyor. OpenAI, bu kaygılara topluluk anlaşmaları ve altyapının rolünü farklı şekilde tanımlayan bir yaklaşım ile yanıt vermeyi hedefliyor. Şirkete göre “compute campus” ifadesi, yapay zekâ için yeniden kurulan altyapının işlevini daha doğru anlatıyor ve uzun vadeli bilgi işlem, enerji altyapısı ve nitelikli istihdam yatırımlarını vurguluyor.
Benzer adımlar diğer büyük teknoloji şirketlerinde de görülüyor. Microsoft, Ocak ayında topluluk öncelikli bir yaklaşım açıklamış; veri merkezleriyle bağlantılı elektrik maliyeti artışlarını üstlenme, yerel altyapıya yatırım yapma ve istihdam oluşturma sözü vermişti. Buna karşın isim değiştirmenin kamuoyu tepkisini tek başına yumuşatması kolay görünmüyor. Mayıs ayında yayımlanan bir Redfin araştırmasına göre ankete katılan Amerikalıların %47’si kendi topluluklarında yeni bir veri merkezi kurulmasına karşı çıkıyor. Ağustos ayında yayımlanan başka bir rapor da geliştiriciler ile yerel yönetimler arasındaki görüşmelerin sık sık gizlilik anlaşmaları altında yürütüldüğünü ve bunun bölge sakinlerinin proje bilgilerine erişimini zorlaştırdığını ortaya koydu.

Bu direnç somut projeleri de etkiliyor. Michigan’daki en az 19 belediye, OpenAI ve Oracle’ın $16 milyar değerindeki Stargate projesinin Sanile township’te yerel itirazlara rağmen ilerlemesinin ardından yeni veri merkezi projelerini kısıtlamaya yöneldi. Amazon da geçen ay kuzey Virginia’daki dört veri merkezi planından, topluluk tepkisi sonrasında vazgeçti.
OpenAI, yapay zekâ etrafındaki dili yeniden şekillendirmeye çalışan tek aktör değil. ABD Başkanı Donald Trump da daha önce federal kurumları ve yapay zekâ şirketlerini artificial intelligence yerine “super intelligence” ifadesini kullanmaya yönlendirmişti. Nvidia CEO’su Jensen Huang veri merkezlerini “superintelligence factories” olarak tanımlamış, Meta ise 2025’te Meta superintelligence labs yapısını kurmuştu. Yine de hangi isim tercih edilirse edilsin, yerel toplulukların temel soruları değişmiyor: enerji tüketimi, su kullanımı, çevresel etki ve somut topluluk faydası.

