ABD’de Bernie Sanders, Amerikan AI şirketlerinde kamuya doğrudan söz hakkı vermeyi hedefleyen American AI Sovereign Wealth Fund Act adlı yasa tasarısını Senato’ya sundu. Tasarı, ilk adım olarak Independent Commission for Democratic AI adlı bağımsız bir yapı kurulmasını öngörüyor. Başkan tarafından aday gösterilecek ve Senato tarafından onaylanacak yedi iki partili üyeden oluşacak bu komisyon, Amerikan AI teknoloji şirketlerinin oy hakkı taşıyan hisselerinin %50’sini kontrol edecek.
Bu yapı sayesinde kamu tarafının, halkın zararına olabilecek kararları engelleyebilmesi ve kamu yararına politikaları destekleyebilmesi amaçlanıyor. Sanders cephesi, kurulacak egemen varlık fonunun mevcut şirket değerleri üzerinden yaklaşık $7 trilyon büyüklüğe ulaşabileceğini hesaplıyor. Buna göre fondan yıllık %5 temettü elde edilmesi halinde, ABD’de yaşayan herkese yıllık $1,000 ödeme yapılabileceği belirtiliyor.
Tasarı yalnızca nakit dağıtımını değil, sağlık hizmeti, eğitim, konut ve yaşanabilir çevre gibi alanlarda daha iyi bir yaşam standardını destekleyecek finansman yaratmayı da hedefliyor. Ancak metin şu an için yalnızca sunulmuş durumda; yasalaşması için birden fazla tartışma ve olası revizyon sürecinden geçmesi gerekecek.
Sanders’ın AI’ye yönelik mesafeli yaklaşımı yeni değil. Geçen yılın sonlarında ABD’deki tüm veri merkezi inşaatlarının tamamen durdurulmasını istemiş, teknolojinin yalnızca en üst gelir grubuna değil herkese fayda sağlaması gerektiğini savunmuştu. Yeni tasarı, bu çizginin daha kapsamlı bir versiyonu olarak öne çıkıyor.

Dikkat çekici gelişmelerden biri de Beyaz Saray cephesinden gelen açıklama oldu. Başkan Yardımcısı JD Vance, Başkan Donald Trump’ın ABD’nin Amerikan AI şirketlerinde kontrol sağlayacak bir paya sahip olması fikrine sıcak baktığını söyledi. Vance, AI dönüşümünü sanayi devrimine benzeterek asıl sorunun iş kaybından çok servetin dar bir kesimde yoğunlaşması olduğunu savundu.
Bununla birlikte Vance, Sanders’ın yıllık nakit temettü modelini desteklemediğini de açıkça belirtti. Yönetimin tercih ettiği yaklaşımın “redistribution” yerine “pre-distribution” olduğu, yani insanların sadece para alması değil, pazarlık masasında doğrudan temsil edilmesi gerektiği ifade ediliyor. Vance’a göre bu yaklaşım, ücret pazarlıklarının ötesinde, AI çağında şekillenen ekonomik ve kültürel yapıyı da etkileyebilir.


