Florida’da kabul edilen yeni eyalet yasası, yerel yönetimlerin sera gazı emisyonlarını dengelemeye yönelik net-zero hedefleri benimsemesini sınırlandırıyor. HB 1217 adlı düzenleme, şehirler ve ilçelerin doğrudan net-zero emisyon politikaları izlemesini yasaklarken, konu yalnızca hedef beyanlarıyla da sınırlı kalmıyor. Yasa aynı zamanda karbon emisyonlarına bağlı vergi ve ücretleri, emisyon ticaret programlarına katılımı ve kamu kaynaklarının net-zero politikaları olan başka kuruluşları desteklemek için kullanılmasını da kısıtlıyor.
Düzenleme, Florida Valisi Ron DeSantis tarafından 22 Nisan’da imzalandı ve 1 Temmuz’da yürürlüğe girecek. Yasa metninde net-zero politikaları, karbon vergileri ve değerlendirmeleri ile emisyon ticaret programlarının eyaletin enerji güvenliği ve ekonomik çıkarlarına zarar verdiği, ayrıca Florida’nın enerji ve çevre politikalarıyla uyumsuz olduğu belirtiliyor. Bu yaklaşım, eyalet yönetiminin son yıllarda enerji ve iklim politikasında izlediği daha geniş çizginin bir devamı niteliğinde.
HB 1217’nin doğrudan etkilediği yerel yönetim sayısı az değil. En az 10 şehir ve ilçe daha önce net-zero hedefleri ya da benzer emisyon azaltım çerçeveleri benimsemişti. Bunlar arasında Fort Lauderdale, Miami, Orlando ve eyalet başkenti Tallahassee’nin bulunduğu Leon County yer alıyor. Bununla birlikte düzenlemenin pratikte her yerel iklim politikasını otomatik olarak geçersiz kılmayabileceği de belirtiliyor. Yasanın dili doğrudan net-zero hedeflerine odaklandığı için, emisyon azaltımı ya da iklim etkilerini hafifletmeye dönük bazı politikaların teknik olarak kapsam dışında kalabileceği değerlendiriliyor.
Yine de yasanın belediyeler ve ilçe yönetimleri üzerinde caydırıcı bir etki yaratması bekleniyor. Düzenleme kapsamında yerel yönetimlerin her yıl Florida Department of Revenue’a uyum sağladıklarını doğrulayan bir yeminli beyan sunması gerekiyor. Bu yıllık bildirim zorunluluğu, yalnızca yeni kararların değil mevcut programların da hukukî açıdan yeniden değerlendirilmesine yol açabilir. Özellikle iklim, enerji verimliliği ve kamu satın alımı alanlarında çalışan yerel kurumların daha temkinli hareket etmesi muhtemel görünüyor.
Yasa yalnızca hedefler düzeyinde kalmıyor; kamu alımlarına da doğrudan dokunuyor. Buna göre yerel yönetimler, araçlar ya da ev aletleri gibi ürünleri kullandıkları yakıt türüne veya üretim süreçlerine göre tercih edemeyecek. Başka bir deyişle, daha düşük emisyonlu ya da belirli yakıt türlerinden uzak duran satın alma politikaları yeni çerçevede sınırlandırılmış durumda. Ayrıca şehirler ve ilçeler karbon emisyonlarına bağlı yeni vergi ya da ücret uygulamaları getiremeyecek. Bu hükümler, yerel yönetimlerin iklim hedeflerini bütçe ve satın alma araçları üzerinden ilerletme kapasitesini önemli ölçüde daraltıyor.

Florida yönetimi daha önce de benzer yönde adımlar atmıştı. DeSantis, 2024 yılında eyalet mevzuatındaki bazı “climate change” ifadelerini kaldıran bir yasayı da yürürlüğe koymuştu. Aynı düzenleme, eyaletin büyük ölçüde fosil yakıtlara dayalı enerji politikasını yabancı kaynaklara bağımlılığı azaltma ve enerji altyapısını “natural and manmade threats” karşısında güçlendirme çerçevesinde yeniden şekillendirmişti. Bunun yanında yenilenebilir enerji kullanımını artırmaya dönük hedefler de geçersiz kılınmıştı. Söz konusu hedefler, 2022’de tamamı 25 yaş altındaki 200 Floridalının 2050’ye kadar yüzde 100 temiz enerjiye geçiş için kural değişikliği talep etmesinin ardından başlatılmıştı.
Yerel düzeyde en dikkat çekici örneklerden biri Orlando Utilities Commission, yani OUC olmuştu. Kurum 2020 yılında 2050’ye kadar net-zero emisyon taahhüdünü açıkladığında, Florida’daki çoğu yerel yönetimin daha çok deniz seviyesi yükselmesi ve sel gibi iklim etkilerine odaklandığı bir dönemde öne çıkmıştı. OUC, Orange ve Osceola ilçelerinde 288.000’den fazla müşteriye hizmet veren eyaletin ikinci büyük belediye elektrik kurumu konumunda. Kurumun açıkladığı son çerçeveye göre odak noktası güvenilir ve uygun fiyatlı enerji sunarken karbon dioksit emisyonlarını dengeli ve sorumlu şekilde azaltmak. OUC, 2020’den bu yana CO2 emisyonlarını düşürmede anlamlı ilerleme kaydettiğini ve 2030’a kadar yüzde 50, 2040’a kadar ise yüzde 75 azaltım hedefini sürdürdüğünü belirtiyor.
Boca Raton, Fort Lauderdale, Broward County ve Miami-Dade County de 2050’ye kadar net-zero emisyon hedefleri üzerinde çalışan yerler arasında sayılıyor. Miami, Miramar, Pinellas County ve Sarasota da benzer amaçlar benimsemiş durumda. Ancak HB 1217’nin kabulüyle birlikte özellikle bazı yerel yönetimlerin mevcut kararlarını geri çekmeye başladığı görülüyor. Bu da düzenlemenin sadece gelecekteki planları değil, daha önce kabul edilmiş politikaları da fiilen baskı altına alabildiğini gösteriyor.
Bunun en somut örneklerinden biri Leon County oldu. İlçe yönetimi, HB 1217’ye yanıt olarak 2023 tarihli iklim acil durumu ilanını geri aldı. Bunun yanı sıra fosil yakıtlı araçların kademeli olarak devreden çıkarılmasına ilişkin planlarda da geri adım atıldı. Geri dönüştürülmüş kâğıt kullanımını zorunlu kılan bir politika da değiştirilerek zorunluluk maddesi çıkarıldı. İlçenin ülkedeki net-zero sertifikasına sahip ilk kamu dönüşüm binası olarak tanıttığı Paul Russell Road tesisi ise bu sertifikayı kaybedecek. Buna rağmen binadaki güneş enerjisi ve enerji verimliliği sistemlerinin işletilmeye devam edeceği belirtiliyor. Yani teknik altyapı yerinde kalırken, politik ve sertifikasyon tarafında geri çekilme yaşanıyor.
Bu gelişme, Florida’da iklim politikalarının giderek daha fazla eyalet ve yerel yönetim yetkisi arasındaki çekişme alanına dönüştüğünü gösteriyor. Destekleyenler düzenlemeyi istihdam, maliyet kontrolü ve enerji güvenliği açısından savunurken; eleştirenler bunun yerel yönetimlerin daha temiz enerjiye geçiş için kullanabileceği araçları sınırladığını düşünüyor. Özellikle elektrik faturaları, konut maliyetleri, gıda fiyatları ve sigorta giderlerinin yükseldiği bir dönemde enerji verimliliği ve düşük emisyonlu altyapı yatırımlarının kısıtlanmasının uzun vadede tüketicilere daha yüksek maliyet olarak dönebileceği görüşü öne çıkıyor.
Florida’nın coğrafi ve ekonomik yapısı düşünüldüğünde tartışma daha da önem kazanıyor. Eyalet, kasırgalar başta olmak üzere aşırı hava olaylarına sık maruz kalıyor ve kıyı bölgeleri deniz seviyesi yükselmesi ile taşkın risklerine karşı hassas durumda. Bilimsel literatürde fosil yakıt kaynaklı emisyonların sanayi çağından bu yana küresel ısınmayı hızlandırdığı ve bunun daha şiddetli afetlerle bağlantılı olduğu yönünde güçlü bir uzlaşı bulunuyor. Bu nedenle yerel yönetimlerin emisyon azaltımı, enerji verimliliği ve altyapı modernizasyonu gibi başlıklarda ne kadar serbest hareket edebileceği, Florida’da önümüzdeki dönemin temel kamu politikası tartışmalarından biri olmaya devam edecek.
Sonuç olarak HB 1217, Florida’daki yerel iklim hedeflerine doğrudan sınır çizen yeni bir çerçeve oluşturuyor. Yasanın tam kapsamı ve hangi uygulamaların net-zero yasağına takılacağı uygulama sürecinde daha net anlaşılacak. Ancak mevcut tablo, şehirler ve ilçelerin artık yalnızca çevresel fayda ya da uzun vadeli emisyon azaltımı üzerinden değil, hukuki risk ve eyalet denetimi açısından da karar vermek zorunda kalacağını gösteriyor. Bu da Florida’da enerji, iklim ve kamu yatırımı politikalarının önümüzdeki dönemde daha dikkatli, daha sınırlı ve daha tartışmalı bir zeminde şekilleneceğine işaret ediyor.

